<!DOCTYPE article PUBLIC "-//NLM//DTD JATS (Z39.96) Journal Archiving and Interchange DTD v1.0 20120330//EN" "JATS-archivearticle1.dtd">
<article xmlns:xlink="http://www.w3.org/1999/xlink">
  <front>
    <journal-meta />
    <article-meta>
      <title-group>
        <article-title>Yabancı Dil Eğitiminde Sanal Ortamda Doğal Yaklaşım</article-title>
      </title-group>
      <contrib-group>
        <contrib contrib-type="author">
          <string-name>Hasanbey Ellidokuzoğlu hasanbey</string-name>
        </contrib>
        <contrib contrib-type="author">
          <string-name>@gmail.com</string-name>
        </contrib>
      </contrib-group>
      <abstract>
        <p>ÖZET Ülkemizde en önemli eğitim sorunlarından biri, yapılan bunca yatırıma ve harcanan mali kaynaklara rağmen yabancı dil eğitiminde istenen verimin alınamayışıdır. Bu bildiride yabancı dil eğitimi alanında yapılan araştırma bulguları ışığı altında teknolojinin sunduğu imkanları kullanarak bu milli soruna nasıl bir çözüm getirilebileceği konusu ele alınmıştır. Ülkemizde uygulanan yöntemler incelendiğinde öğrencilerin yeterince dinleme-okuma yapmadan konuşma-yazmaya zorlandıkları görülmektedir. Temel sorunun girdi (input) yetersizliği olduğu düşüncesinden hareketle öğrencilere hem anlaşılabilir hem de ilgi çekici girdi sağlama adına Ciddi Oyun ilkeleri çerçevesinde, girdi açısından zengin (input-rich) bir bilgisayar programı hazırlanması hedeflenmektedir. Projenin hayata geçirilmesi durumunda ülkemizdeki yabancı dil sorununun çözümüne olumlu katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</p>
      </abstract>
      <kwd-group>
        <kwd>eol&gt;Foreign language education</kwd>
        <kwd>Computer-assisted education</kwd>
        <kwd>Comprehension-based approaches</kwd>
        <kwd>Natural approach</kwd>
      </kwd-group>
    </article-meta>
  </front>
  <body>
    <sec id="sec-1">
      <title>SORUNUN KAYNAĞI VE BAŞARININ</title>
    </sec>
    <sec id="sec-2">
      <title>ANAHTARI</title>
      <p>Işık’a göre Türkiye’de “Yabancı dil eğitim sistemindeki
en önemli eksiklik yöntemsel hatalardır” [4].
Osmanlı’dan günümüze Türkiye’de yabancı dil
eğitiminde uygulanan başlıca yöntemler sırasıyla
Gramer-Tercüme Metodu, Audiolingual yöntem ve
İletişimsel Yaklaşım’dır [5]. Bu üç ana yöntemin
uygulamaları incelendiğinde ortak noktalarının (a)
dilbilgisi kuralları etrafında örgülenen bir izlence
(syllabus) takip ettikleri, (b) öğrenciye yeterince girdi
sağlama konusunda yetersiz kaldıkları görülmektedir
[6,7]. Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren Milli Eğitim
Bakanlığının okullarda uygulanmasını dikte ettirdiği
İletişimsel Yaklaşım (Communicative Approach) [8],
öğrencilerin yeterli miktarda dilsel girdi (linguistic input)
almasına fırsat tanımadan ilk günden konuşma ve
yazmaya zorlamaktadır. Bu yönteme göre hazırlanmış
ders materyalleri incelendiğinde özellikle dinleme
becerisinin geliştirilmesine yönelik aktivitelerin oldukça
yetersiz olduğu (yıllara sari dil ağırlıklı bir müfredata
yönelik hazırlanmış ders kitaplarının içerisindeki toplam
sesli girdi (auditory input) miktarı birkaç saati
geçmediği) görülmektedir. Dünden bugüne yabancı dil
eğitim programlarımızda yaşadığımız sorunların
temelinde işte bu girdi yetersizliği (scarcity of input)
vardır zira “özellikle başlangıç düzeyinde yabancı dil
eğitimini etkileyen en önemli etken anlaşılabilir girdidir
[comprehensible input]. Bir yabancı dil programındaki
başarı, doğrudan hedef dil ile ilgili alınan anlaşılabilir
girdinin niteliği ve niceliği ile ilgilidir. Yabancı dil
eğitiminde, zengin anlaşılabilir girdi sağlama konusu göz
ardı edilip, dilin ögelerini öğretmeye yönelik çalışmalar
ön plana çıktığı için gerekli verim alınamamaktadır”. [9]
Yaklaşık yarım yüzyıldır yapılan çalışmalar, yabancı dil
eğitiminde anlamaya dayalı (comprehension-based) ve
girdi ağırlıklı (input-based) yöntemlerin diğerlerinden
üstün olduğunu göstermiştir [10,11,12,13,14]. Doğal
Yaklaşım (Natural Approach), bu yöntemler arasında en
belirgin olanıdır [15]. Özellikle ABD ve Kanada gibi
Kuzey Amerika ülkelerinde kullanılan bu yöntemlerin
Türkiye dahil eski dünya ülkelerinde kullanılan
İletişimsel Yaklaşımdan (Communicative Approach) çok
daha etkili olduğu gözlemlenmiştir [16,17].</p>
      <p>Yabancı dil ancak bol miktarda konuşma–yazma pratiği
yapmak suretiyle gelişir (practice makes perfect)
ilkesinden hareketle öğrencileri ilk günden üretime
(konuşma-yazmaya) zorlayan İletişimsel Yaklaşım,
öğrencilerin başarısızlığına zemin hazırlamaktadır.
Henüz yeterince dilsel mesaja maruz kalmamış ve
dolayısıyla hedef dilde bilinçaltı dilbilgisi yeterince
olgunlaşmamış öğrencilerin üretime zorlanması
durumunda öğrenciler, anadillerindeki bilinçaltı
dilbilgisine müracaat etmekte; dolayısıyla Türkçe
dilbilgisi ve fonolojik sistemlerinde mevcut olan en
yakın kurallar ve sesler kullanılarak konuşma-yazmaya
çalışmaktadırlar. Bu da fosil denilen negatif transfer
hatalarının oluşmasına ve pekişmesine yol açmakta ve bu
fosiller uzun yıllar temizlenememektedir. İlk günden
öğrencileri konuşma-yazmaya zorlayan İletişimsel
Yaklaşımın aksine Doğal Yaklaşım ve benzeri (anlamaya
dayalı) yöntemlerde “anlama üretimden önce gelir
(comprehension precedes production)” ilkesi gereği
öğrencinin başlangıçtan orta seviyeye kadar bol miktarda
dinleme ve okuma yapması beklenmekte, üretime dayalı
becerilerin yeterince dilsel girdiye maruz kaldıktan sonra
kendiliğinden ortaya çıkması beklenmektedir.</p>
      <p>Bir örnekle konuya açıklık getirelim; bir buzdağının su
üstünde görünen kısmı su altındaki kısmından çok daha
küçüktür. Kişinin sahip olduğu üretim kapasitesi
(konuşma ve yazma kabiliyeti) su üstündeki küçük kısma
karşılık gelirken, suyun altındaki kısım dinleme ve
okuma deneyimine karşılık gelir. Yani kişi ne kadar bol
okur ve dinler ise su üstündeki yetenekleri de yavaş
yavaş gelişir. İletişimsel Yaklaşım yönteminde yapılan
en önemli yanlışlardan biri, hazır olmadıkları dönemde
öğrencilerin konuşmaya zorlanmasıdır. Az bir dinleme
sonrasında konuşma yapma, buz dağını tersine
çevirmeye çalışmaktan başka bir şey değildir. İletişimsel
Yaklaşımın bu türden doğaya aykırı tekniklerinin
başarısızlıkla sonuçlanması kaçınılmazdır. Doğal
Yaklaşımda başlangıç seviyesindeki öğrencilerin sessiz
dönem olarak adlandırılan bir kuluçka döneminden
geçerler.</p>
      <p>
        Bu dönemde öğrencilerden beklenen, verilen mesajları
anlamaları ve anladıklarını bir şekilde (evet-hayır
sorularına cevap verme, verilen komutları/emirleri
fiziksel olarak yerine getirme, tek kelime ile cevap
verme, vb.) göstermeleridir. Öğretmenden beklenen ise,
öğrencilere bol miktarda anlaşılabilir ve ilgi çekici mesaj
(comprehensible and pleasurable input) sunmak,
öğrencilerin anlayıp anlamadığını kontrol etmek,
anlayamadıklarında geri besleme sağlamaktır [
        <xref ref-type="bibr" rid="ref2">18</xref>
        ].
Özetlemek gerekirse yabancı dil eğitimi üzerine yapılan
araştırmalar aşağıdaki hususları salıklamaktadır:
      </p>
      <p>Başlangıç seviyelerinde öğrencinin
konuşmayazmaya zorlanmaması,
Öğrencilere bol miktarda girdi (input) verilmesi,
Verilen mesajların/girdilerin olabildiğince
anlaşılabilir ve ilgi çekici (comprehensible and
pleasurable) olması,
Öğrencilerin anlayıp anlamadıklarının kontrol
edilmesi (bu yapılırken öğrenciden uzun
cümleler kullanarak konuşmaları beklenmemeli,
fiziksel tepkiler, kısa cevaplarla yetinilmesi
gerekmektedir.)</p>
    </sec>
    <sec id="sec-3">
      <title>TEKNOLOJİ İLE METODOLOJİ UYUMLULUĞU</title>
      <p>
        Yukarıda sıralanan tüm gereksinimleri günümüz
teknolojik imkanları ile karşılamak mümkündür. İşte bu
anlamda (uygun kullanılmaları şartıyla) bilgisayarlar dil
edinimini hızlandırabilecek paha biçilmez birer katalizör
olmaya adaydırlar. Bilgisayar teknolojisinin halihazırda
yapmakta zorlandığı şey insanlarla karşılıklı sohbet
etmektir. Bu açıdan bilgisayarları konuşma ve yazma
pratiği yapmak maksadıyla kullanmak şu an için zordur.
Nitekim Second Life gibi sanal ortamlarda
gerçekleştirilen İletişimsel Yaklaşım uygulamaları
incelendiğinde öğrencilerin bilgisayarla değil diğer
kullanıcılarla veya öğretmenlerle iletişime geçtikleri
görülmektedir [
        <xref ref-type="bibr" rid="ref3 ref4">19,20</xref>
        ]. Dolayısıyla, İletişimsel Yaklaşım
perspektifinden bakıldığında bilgisayarları kendi kendine
dil öğrenme aracı olarak kullanmak en azından şu an için
mümkün gözükmektedir. Ancak bu durum, Doğal
Yaklaşım gibi anlamaya dayalı yabancı dil yöntemleri
açısından büyük bir sorun teşkil etmemektedir. Zira
yukarıda da belirtildiği üzere dil öğrenimini tetikleyen
faktör konuşma-yazma (output) pratiği yapma değil
dinleme-okuma yapmak suretiyle alınan mesajlardır
(comprehensible input). Teknolojinin bugün bize
sunduğu imkanlar ile yabancı dil eğitiminde etkinliği
sağlama adına yapılması gerekenler arasındaki ilgi çekici
paralellik aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:
Tablo 1. Metodoloji ile Teknoloji Uyumu
      </p>
    </sec>
    <sec id="sec-4">
      <title>Metodoloji</title>
      <p>gereksinimi</p>
    </sec>
    <sec id="sec-5">
      <title>Teknolojik kapasite</title>
      <sec id="sec-5-1">
        <title>Anlaşılabilir mesaj</title>
        <sec id="sec-5-1-1">
          <title>Gerekli</title>
        </sec>
      </sec>
      <sec id="sec-5-2">
        <title>Bol miktarda mesaj/girdi</title>
        <sec id="sec-5-2-1">
          <title>Gerekli</title>
          <p>Gerekli</p>
        </sec>
        <sec id="sec-5-2-2">
          <title>Gerekli</title>
        </sec>
        <sec id="sec-5-2-3">
          <title>Zaruri değil (Şu an için)</title>
        </sec>
      </sec>
      <sec id="sec-5-3">
        <title>Anlamanın kontrolü</title>
      </sec>
      <sec id="sec-5-4">
        <title>Konuşma-yazma pratiği</title>
        <p>
          Bilgisayarlar görsel efektler ve animasyonlar sayesinde
mesajları sadece daha anlaşılır kılmakla kalmaz aynı
zamanda daha ilgi çekici hale getirebilirler. Nitekim Shih
ve Yang tarafından yapılan bir araştırmada, üç boyutlu
(3D) sanal dil öğrenme sınıfı uygulamalarına katılan
öğrencilerin % 65’i öğrenme konusundaki
motivasyonlarının oldukça arttığını ifade etmişlerdir
[
          <xref ref-type="bibr" rid="ref5">21</xref>
          ].
Öğrencinin anlama seviyesinin kontrol edilmesinde
yakın bir geçmişe kadar fare, klavye veya oyun çubuğu
gibi insan hareketini kısıtlayan donanımlar kullanılmakta
idi. Ancak günümüzde artık bunların çok daha etkili
teknolojiler çıkmış durumdadır. Özellikle Kinect sensör
benzeri cihazlar ve etkileşimli 3D ortamların foto
gerçekliği sayesinde öğrencinin canlandırmanın bir
parçası olmasını ve tıpkı gerçek yaşamda olduğu gibi
doğal ses, el kol ve vücut hareketleri ile bu etkileşimi
devam ettirebilmesini sağlamaktadır. Ayrıca bu
teknolojilerin sunduğu oyun, animasyon ve artırılmış
gerçeklik gibi olanaklar, öğrenci motivasyonu ve
katılımını en üst seviyeye ulaştırabilecek kapasitedir. Bu
yeni nesil teknolojiler kullanıcı girdilerini sağlamak için
fare, klavye veya oyun çubuğu gibi insan hareketini
kısıtlayan donanımlar kullanmadığı ve kullanıcı
hareketlerini uzaktan algılayabildiği için, gerçek yaşam
koşullarını oluşturmada şu ana kadar sahip olunamayan
fırsatlar sunmaktır.
        </p>
        <p>Bu teknolojilerin başında Microsoft Kinect veya Asus
Xtron gibi insan ses, vücut ve el/kol hareketlerini
uzaktan algılayarak bunu kullanıcıyı ekranda temsil eden
avatara ya da diğer etkileşimli nesnelere aktarabilen,
insan bilgisayar arasında doğal etkileşim sunabilen
uzaktan algılama sensörleri bulunmaktadır.</p>
        <p>Kinect sensor kullanıcı hareketlerini ekrandaki 3D avatar
ve nesnelere aktardığı gibi, kişinin canlı video
görüntüsünü de alarak kişinin kendi görüntüsü ile
uygulama içerisinde yer almasını ve ortamı kontrol
edebilmesi veya ortamla etkileşime girebilmesini
sağlamaktadır. Özetlenecek olursa yeni nesil 3D
teknolojiler ve çok düşük maliyetli uzaktan algılama
sensorleri, dilin anlam kazandığı gerçek yaşam
kesitlerini gerçeğe yakın biçimde etkileşimli olarak
canlandırarak, yurt dışına gitmeden öğrencilerin yabancı
dilin doğal ortamında karşılaşabilecekleri hemen her
durumu simule etme imkanı sunmaktadır.</p>
        <p>Mümkün
Mümkün
Mümkün
değil
Özellikle başlangıç seviyesindeki bir öğrenci için doğal
ortamda alınan mesajların anlaşılabilme seviyesi oldukça
düşüktür. Bu perspektiften bakıldığında, öğrencilerin
anlama seviyesine uygun olarak dizayn edilmiş bir
bilgisayar programı marifetiyle oluşturulan sanal yabancı
dil ortamının doğal ortamdan da daha avantajlı olacağını
söylemek mümkündür.</p>
      </sec>
    </sec>
    <sec id="sec-6">
      <title>MEVCUT UYGULAMALAR</title>
      <p>
        Kinect ilk olarak 2009 yılında bir oyun konsolunun
bileşeni olarak piyasaya sürülmüştür ve 2011 yılında
Windows işletim sistemlerine uygulama geliştirilmesine
izin veren Windows SDK yayınlanmıştır. Firmaların
ilgisi ilk olarak oyunlar üzerine olmuş ve başta Microsoft
olmak üzere ciddi oyun projeleri geliştirilmiştir. Walt
Disney tarafından Disney World ve animasyon filmler
(Arabalar, Oyuncak Hikayesi, Sevimli Canavarlar vb)
Kinect uygulaması haline getirilmiştir. Okul öncesi
eğitimde dünyanın en çok takip edilen programlarından
olan Susam Sokağı da Kinect sürümüne kavuşmuştur.
Ayrıca National Geographic de Kinect içeriğe sahiptir.
Dünya genelinde milyonlarca kayıtlı kullanıcısı olan
Battlefield nişancı oyununun Kinect sürümü
bulunmaktadır. Ancak anadili İngilizce olan kullanıcılara
göre tasarlanan tüm bu uygulamaların yabancı dil
eğitiminde kullanılması açısından iki büyük zafiyeti
bulunmaktadır. Birinci ve en önemli sorun kullanılan
dilin başlangıç seviyesindeki yabancı dil öğrencisinin
anlama kapasitesinin üzerinde olmasıdır. İkinci sorun ise
mesaj/girdi ağırlıklı (input-rich) olacak şekilde
kurgulanmamış olmalarıdır. Başka bir deyişle kullanıcıya
oyunda ilerleyebilmesi için verilen dilsel girdi kırpıntı
seviyesindedir. Bu kadar seyrek input ile yabancı dilde
ilerleme kaydedilmesi oldukça zaman almaktadır.
Literatürde anadili İngilizce olmayanlara yönelik kinect
tabanlı bazı uygulamalar da mevcuttur. Ancak bunlar
yakından incelendiğinde Doğal Yaklaşım ilklerine ters
düşecek teknikler uygulandığı görülmektedir. Örneğin
Kuo ve arkadaşları tarafından yürütülen çalışmada
başlangıç seviyesindeki öğrencilerden öğrendikleri
komutları hedef dilde tekrar etmeleri istenmektedir [
        <xref ref-type="bibr" rid="ref6">22</xref>
        ]
Başka bir kinect-tabanlı çalışmada ise öğrenciler
dilbilgisel açıdan doğru ve yanlış olan bir dizi
mesaja/girdiye maruz bırakılmakta ve bunlar içinden
doğru olanı seçmesi istenmektedir. Doğal Yaklaşım
ilkeleri açısından bu tür bir teknik sorunlara yol
açmaktadır zira yanlış dilsel girdinin (false input)
bilinçaltında hatalı kurallar oluşturma riski vardır. [
        <xref ref-type="bibr" rid="ref7">23</xref>
        ]
ÇÖZÜM PROJE
Tüm bu anlatılanlar çerçevesinde tasarladığımız
programın temel özellikleri aşağıda sıralanmıştır:
1.
      </p>
      <p>Hedef dilin doğal ortamlarının (ev, okul,
lokanta, havaalanı, vb.) üç boyutlu olarak
simule edilmesi ve bu ortamların içerisindeki
3D nesnelerin (kalem, kağıt, tabak, pasaport,
vb.) gerektiğinde kullanıcının avatarı tarafından
yer değiştirebilecek şekilde tasarlanması,
2. Program tarafından verilen sesli (ve yazılı)
komutlarla, kullanıcının/öğrencinin avatarını
kullanarak hedef dil ortamlarında belirli
görevleri (dişini fırçalamak, tahtaya yazı
yazmak, yemek almak, bilet almak, vb.) yerine
getirmesinin istenmesi,
Komutu yerine getirememe veya yanlış tepki
verme durumunda yanlış hareketin sensör
kamera tarafından tespit edilerek dönüt
(feedback) verilmesi ve tekrar yapmasının
istenmesi,
Kullanıcının verilen komutlara daha çok fiziksel
olarak (bedeniyle) cevap vermesinin
beklenmesi,
5. Sözel cevap verme gerektiren durumlarda kısa
cevaplar ve Evet-Hayır ile yetinilmesi,
Dil seviyesinin başlangıçtan orta seviyeye doğru
yavaşça zorlaşması,
Doğru yapma durumunda ödül mekanizmasının
işletilmesi,
Aktivitelerin ciddi oyun ilkleri çerçevesinde
tasarlanması,
9. Sözlü/yazılı olarak verilen
komutların/mesajların anlaşılmadan ilerleme
kaydedilememesi (piyasadaki birçok oyunda
kullanıcılar dilsel mesajlarla hiç ilgilenmeden
(duyup-okumadan) oyunda
ilerleyebilmektedirler.)
10. Dilsel girdi miktarı açısından doyurucu
(inputrich) olması (birim zaman içerisinde öğrencinin
maruz kaldığı mesaj miktarının zengin olması).
11. Öğrenciye
verilmemesi.</p>
      <p>dilbilgisel
olarak
hatalı
girdi</p>
      <p>Bu özellikleri içeren ciddi oyun ilkeleri çerçevesinde
hazırlanmış bilgisayar programlarının ülkemizdeki
yabancı dil sorununun çözümüne olumlu katkı
sağlayacağı düşünülmektedir.</p>
    </sec>
    <sec id="sec-7">
      <title>SONUÇ</title>
      <p>Yabancı dil eğitiminde temel sorun uygulanmakta olan
yanlış yöntemlerdir. Ülkemizde uygulanan yöntemler
incelendiğinde öğrencilerin yeterince dilsel girdiye
maruz kalmadan (dinleme-okuma yapmadan) üretime
(konuşma-yazmaya) zorlandıkları görülmektedir. Temel
sorunun dilsel girdi yetersizliği olduğu düşüncesinden
hareketle öğrencilere hem anlaşılabilir hem de ilgi çekici
girdi sağlama adına ciddi oyun ilkleri çerçevesinde bir
bilgisayar programı hazırlanması hedeflenmektedir.
Projenin hayata geçirilmesi durumunda ülkemizdeki
yabancı dil sorununun çözümüne olumlu katkı
sağlayacağı düşünülmektedir.</p>
    </sec>
    <sec id="sec-8">
      <title>KAYNAKÇA</title>
      <p>[1] Alagözlü, N. (2012). English as a foreign language
cul-de-sac in Turkey. Procedia - Social and Behavioral
Sciences, 47, 1757-1761.</p>
      <sec id="sec-8-1">
        <title>Proficiency</title>
      </sec>
      <sec id="sec-8-2">
        <title>Index.</title>
        <p>[3] EF English
https://www.ef.com.tr/epi/
[4] Işık, A. (2008). Yabancı dil eğitimimizdeki yanlışlar
nereden kaynaklanıyor? Journal of Language and</p>
        <sec id="sec-8-2-1">
          <title>Linguistic Studies, 4 (2), 15-26.</title>
          <p>[5] Sarıçoban, G. (2012). Foreign language education
policies in Turkey, Procedia - Social and Behavioral
Sciences, 46, 2643-2648.
[6] Krashen, S. (1982). Principles and Practice in</p>
        </sec>
        <sec id="sec-8-2-2">
          <title>Second Language Acquisition. Oxford: Pergamon Press.</title>
          <p>[7] Ellidokuzoğlu, H. (2017) Towards a receptive
paradigm in foreign language teaching. TOJELT, 2,(1),
20-39.
[8] Sarıçoban, G. (2012). Foreign language education
policies in Turkey, Procedia - Social and Behavioral
Sciences, 46, 2643-2648.
[9] Işık, A. (2008). Yabancı dil eğitimimizdeki yanlışlar
nereden kaynaklanıyor? Journal of Language and</p>
        </sec>
        <sec id="sec-8-2-3">
          <title>Linguistic Studies, 4 (2), 15-26.</title>
          <p>[10] Asher, J. (1965). The strategy of the total physical
response: An application to learning Russian.</p>
        </sec>
        <sec id="sec-8-2-4">
          <title>International Review of Applied Linguistics, 3, 291-300.</title>
          <p>[11] Burger, S. (1989). Content-based ESL in a sheltered
psychology course: Input, output, and outcomes. TESL
Canada Journal, 6, 45-59.
[12] Dupuy, B. (2000). Content-based instruction: Can it
help ease the transition from beginning to advanced
foreign language classes? Foreign Language Annals, 33
(2), 205-233.
[13] Krashen, S. (2003). Explorations in language
acquisition and use. Portsmouth, NH: Heinemann.
[14] Dziedzic, J. (2012). A comparison of TPRS and
traditional instruction, both with SSR. International</p>
        </sec>
        <sec id="sec-8-2-5">
          <title>Journal of Foreign Language Teaching, 7(1): 4-6.</title>
          <p>[15] Krashen, S. &amp; Terrell, T. (1983). The Natural
Approach: Language Acquisition in the Classroom.
Oxford: Pergamon Press.
[16] Işık, A. (2000). The role of input in second language
acquisition. ITL Review of Applied Linguistics, 129,
225274.
[17] Sarı, R. (2013). Is it possible to improve writing
without writing practice? International Journal of</p>
        </sec>
        <sec id="sec-8-2-6">
          <title>Foreign Language Teaching, 8(1), 6-10.</title>
          <p>ÖZGEÇMİŞ</p>
        </sec>
      </sec>
    </sec>
  </body>
  <back>
    <ref-list>
      <ref id="ref1">
        <mixed-citation>
          [2]
          <string-name>
            <surname>Koru</surname>
            ,
            <given-names>S.</given-names>
          </string-name>
          &amp;
          <string-name>
            <surname>Akesson</surname>
            ,
            <given-names>J.</given-names>
          </string-name>
          (
          <year>2011</year>
          ).
          <article-title>Türkiye'nin İngilizce açığı</article-title>
          .
          <source>TEPAV Raporu</source>
          ,
          <year>Aralık 2011</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref2">
        <mixed-citation>
          [18]
          <string-name>
            <surname>Krashen</surname>
            ,
            <given-names>S.</given-names>
          </string-name>
          &amp;
          <string-name>
            <surname>Terrell</surname>
            ,
            <given-names>T.</given-names>
          </string-name>
          (
          <year>1983</year>
          ).
          <article-title>The Natural Approach: Language Acquisition in the Classroom</article-title>
          . Oxford: Pergamon Press.
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref3">
        <mixed-citation>
          [19]
          <string-name>
            <surname>Wang</surname>
            ,
            <given-names>A.</given-names>
          </string-name>
          ,
          <string-name>
            <surname>Steinvall</surname>
            ,
            <given-names>A.</given-names>
          </string-name>
          &amp;
          <string-name>
            <surname>Deutschmann</surname>
            ,
            <given-names>M.</given-names>
          </string-name>
          (
          <year>2014</year>
          ).
          <article-title>Who Owns the Floor? Examining Participation in a Collaborative Learning Scenario between Student Teachers and Active Professionals in Second Life</article-title>
          .
          <source>International Journal of Virtual and Personal Learning Environments</source>
          ,
          <volume>5</volume>
          (
          <issue>1</issue>
          ),
          <fpage>34</fpage>
          -
          <lpage>53</lpage>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref4">
        <mixed-citation>
          [20]
          <string-name>
            <surname>Wang</surname>
            ,
            <given-names>A.</given-names>
          </string-name>
          (
          <year>2017</year>
          ).
          <article-title>Using Second Life in an English course: How does the technology affect participation</article-title>
          ?
          <source>International Journal of Computer-Assisted Language Learning and Teaching (IJCALLT)</source>
          ,
          <volume>7</volume>
          (
          <issue>1</issue>
          ),
          <fpage>67</fpage>
          ‒
          <lpage>86</lpage>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref5">
        <mixed-citation>
          [21]
          <string-name>
            <surname>Shih</surname>
            ,
            <given-names>Y. C.</given-names>
          </string-name>
          &amp;
          <string-name>
            <surname>Yang</surname>
            ,
            <given-names>M. T.</given-names>
          </string-name>
          (
          <year>2008</year>
          ).
          <article-title>A collaborative virtual environment for situated language learning using VEC3D</article-title>
          .
          <source>Journal of Educational Technology &amp; Society</source>
          ,
          <volume>11</volume>
          ,
          <fpage>56</fpage>
          -
          <lpage>68</lpage>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref6">
        <mixed-citation>
          [22]
          <string-name>
            <surname>Kuo</surname>
            ,
            <given-names>F-R.</given-names>
          </string-name>
          ,
          <string-name>
            <surname>Hsu</surname>
            ,
            <given-names>C.</given-names>
          </string-name>
          ,
          <string-name>
            <surname>Fang</surname>
            ,
            <given-names>W.</given-names>
          </string-name>
          ,
          <string-name>
            <surname>Chen</surname>
            ,
            <given-names>N.</given-names>
          </string-name>
          (
          <year>2013</year>
          )
          <article-title>The effects of Embodiment-based TPR approach on student English vocabulary learning achievement, retention and acceptance</article-title>
          .
          <source>Journal of King</source>
          Saud University - Computer and Information Sciences,
          <volume>26</volume>
          (
          <issue>1</issue>
          ),
          <fpage>63</fpage>
          -
          <lpage>70</lpage>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref7">
        <mixed-citation>
          [23]
          <string-name>
            <surname>Edge</surname>
            ,D., Cheng,
            <given-names>K.</given-names>
          </string-name>
          &amp;
          <string-name>
            <surname>WHitney</surname>
          </string-name>
          , M. WHitney, M.
          <year>2013</year>
          )
          <article-title>SpatialEase: Learning Language through Body Motion</article-title>
          .
          <source>CHI 2013 Konferansı, 27 Nisan-2 Mayıs</source>
          , Paris, Fransa.
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref8">
        <mixed-citation>
          <string-name>
            <surname>Hasanbey</surname>
          </string-name>
          <article-title>Ellidokuzoğlu 1989 yılında Boğaziçi Ünivesitesi İngilizce Dili Öğretmenliği bölümünde lisans ve yüksek lisansını tamamladı. 2002 yılında ODTÜ'de doktorasını tamamladıktan sonra 2012 yılına kadar ODTÜ ve Hacettepe üniversitelerinde yabancı dil eğtimi metodolojisi dersleri verdi. 2012-2016 yılları arasında Kara Harp Okulu Yabancı Diller bölüm Başkanlığı yaptı. İlgi alanları bilgisayar destekli yabancı dil eğitimi, psikodilbilim ve ikinci dil edinim teorileridir</article-title>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
    </ref-list>
  </back>
</article>