<!DOCTYPE article PUBLIC "-//NLM//DTD JATS (Z39.96) Journal Archiving and Interchange DTD v1.0 20120330//EN" "JATS-archivearticle1.dtd">
<article xmlns:xlink="http://www.w3.org/1999/xlink">
  <front>
    <journal-meta />
    <article-meta>
      <title-group>
        <article-title>Kişisel Verilerin Korunmasına Genel Bir Bakış</article-title>
      </title-group>
      <contrib-group>
        <aff id="aff0">
          <label>0</label>
          <institution>Anahtar Kelimeler Kişisel Veri; Kişisel Verilerin Korunması Kanunu; Sosyal Medya; İnternet Ortamı</institution>
        </aff>
        <aff id="aff1">
          <label>1</label>
          <institution>Hukuk sistemimiz içerisinde her ne kadar Türk Ceza Kanunu</institution>
          ,
          <addr-line>Türk Medeni Kanunu (m.24-25), Türk Borçlar Kanunu (m.419), Elektronik Haberleşme Kanunu (m.51), Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi</addr-line>
        </aff>
      </contrib-group>
      <pub-date>
        <year>2013</year>
      </pub-date>
      <abstract>
        <p>ÖZET Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişim, veri toplama ve bunları otomatik işleme tabi tutma kapasitesini artırmıştır. Öte yandan ticari hayatta da kişisel veriler önemli bir konuma gelmiştir. Bu değişimler bireyin özel hayat mahremiyetini savunmasız hale getirmiş ve beraberinde kişisel verilerin korunmasını zorunlu kılmıştır. Kişisel verilere koruma sağlayan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5651 sayılı İnternet Kanunu ve diğer kanunların yanı sıra Nisan 2016 tarihinde yasalaşan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu da bu konudaki özel bir kanun olarak hukuk sistemimiz içerisinde yerini almıştır. Kanun uygulayıcılarının kişisel verilerin işlenmesi ile oluşan ve karar vericilerin karar verme anlarını olumlu yönde etkileyen bilginin değeri ile kişisel mahremiyet arasında bir denge kurmaları büyük önem arz edecektir. Bu çalışmada, kişisel verilerin korunması hem kendi Kanunu hem de Türk Ceza Kanunu açısından incelenmiş, bireysel ve kurumsal sorumluluklar ortaya konmuştur. Konu, özellikle internet ortamındaki uyuşmazlıklara emsal teşkil eden yargı kararları ile de desteklenmiştir.</p>
      </abstract>
    </article-meta>
  </front>
  <body>
    <sec id="sec-1">
      <title>-</title>
      <p>Avrupa Birliği her ne kadar Direktifin ardından 2017
yılında Avrupa Birliği Veri Koruma Yönergesi’ne
(EU General Data Protection Regulation –
GDPR) geçmişse de geride bıraktığı tecrübe, KVKK’yı
yeni çıkaran ülke olarak tarafımızdan bir avantaj
olarak kullanılacaktır.
Kanunu (m.6, m.10) gibi örnek kanunlarımız ile
kişisel verilerin korunmaya çalışıldığı görülse de
kişisel verinin ne olduğunun tanımlanmamış olması
uygulamada bazı sorunlara yol açmakta idi. 6698
sayılı KVKK’nın yürürlüğe girmesi ile bu belirsizlik
ortadan kaldırılmıştır [1:141].
1. KİŞİSEL VERİ KAVRAMI
Gerek ulusal gerekse uluslararası mevzuata
baktığımızda kişisel verilerle ilgili birbirlerine
benzeyen tanımlar ile karşılaşmaktayız. 6698 sayılı
Kişisel Verileri Koruma Kanunu kişisel veriyi; “kimliği
belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü
bilgi” olarak tanımlamıştır. KVKK, özel nitelikli kişisel
veri ayrımı da yaparak “kişilerin ırkı, etnik kökeni,
siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya
diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da
sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza
mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile
biyometrik ve genetik verileri” özel nitelikli kişisel
veri olarak saymıştır. Özel nitelikli kişisel verilerin,
ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır
(KVKK m. 6).</p>
      <p>TC numarası, en sevdiği yemeğin adı, kredi kartının
asgari ödeme tutarı, transkript not ortalaması, ırkı,
kullandığı ilacın adı, babasının geçirdiği ameliyat,
elektrik faturasının miktarı, IP numarası, biyometrik
özellikleri, kanındaki şeker miktarı, aldığı disiplin
cezası, saçının rengi gibi kişiye ait her tür bilgi o
kişinin kişisel verisidir. Kişi; adı ya da TC numarası ile
doğrudan belirli olsa da bu bilgileri olmadan da diğer
yardımcı araçlarla belirlenebiliyor ise o kişiye ait her
tür bilgi kişisel verisidir. Örneğin bir işyerinde
“sarışın ve Trabzonsporlu” ifadesi kullanıldığında
kişinin kim olduğu belirlenebiliyor ise doğrudan isim
belirtilmesine gerek yoktur.</p>
      <p>KVKK’nın kişisel veri tanımını üç unsur
oluşturmaktadır. Bunlar; belli ya da birkaç yardımcı
araç yardımcıyla kolayca belirlenebilen bir kişinin
varlığı, bu kişiye ait bilginin belirtilmiş olması ve bu
bilgilerin o kişiyle irtibatlı olmasıdır [2:28]. Örneğin
kişiye ait e-posta adresi, onun kişisel verilerinden
biridir ve haberleşme özgürlüğü kapsamında özel
hayatının bir parçasıdır [3:24].</p>
      <p>Verilerin, kişinin ekonomik, kültürel, sosyal veya
psikolojik kimliğini ifade eden somut bir içerik
taşıması veya kimlik, vergi, sigorta numarası gibi
herhangi bir kayıtla ilişkilendirilmesi sonucunda
kişinin belirlenmesini sağlayan tüm halleri kapsar.
İsim, telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal
güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş,
resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, genetik
bilgiler, e-posta ve bilgisayarının IP adresi, facebook
veya twitter ortamında yazdıkları gibi veriler dolaylı
da olsa kişiyi belirlenebilir kılabilme özellikleri
nedeniyle kişisel verilerdir[4:9].
2. KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU (KVKK)
İç hukukumuzda yakın tarihe kadar kişisel verilerin
korunması; mevcut Anayasamız, 4721 sayılı Türk
Medeni Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
çerçevesinde yürütülmekte idi [8:277]. 6698 sayılı
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK)
07.04.2016 tarihinde Resmi Gazete ’de
yayımlanması ile bu konuda artık bir özel
kanunumuz oldu. Kişisel verilerin korunmasına
yönelik ayrıca, 4857 sayılı İş Kanunu, 5070 sayılı
Elektronik İmza Kanunu, 1512 sayılı Noterlik Kanunu
ile Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel
Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğin Korunması Hakkında
Yönetmelik gibi özel düzenlemeler de mevzuatımız
içerisinde yer almaktadır.
2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği referandumu
ile Anayasamızın 20. maddesinde yer alan “Özel
Hayatın Gizliliği” başlığı altında kişisel verilerle ilgili
fıkra eklenmiştir. Buna göre herkes; kendisiyle ilgili
kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir.
Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında
bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların
düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve
amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını
öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda
öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla
işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas
ve usuller kanunla düzenlenir” [5:86].</p>
      <p>Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişim veri
toplama ve bunları otomatik işleme tabi tutma
kapasitesini olukça artırmış ve bunun sonucunda da
bireylerin özel hayat mahremiyetleri savunmasız
hale gelmiştir. Ticari hayatta da kişisel verilerin
önemli bir konuma gelmesiyle kişisel verileri
koruyabilme adına 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma
Kanunu Nisan 2016 tarihinde yasalaşmıştır.
Kişisel verilerin Korunması Kanunu’nun temel amacı
kişinin hak ve özgürlerini korumaktır. Bu koruma,
bireyin ayrımcılık tehlikesi ile karşı karşıya kalmaması
içindir.</p>
      <p>Kanun ile sadece gerçek kişilerin verileri
korunmaktadır. Kanun, kişisel veriye temas eden,
işleyen, depolayan özel ve tüzel kişilerin uyması
gereken kuralları, veri toplama ve işleme
süreçlerinde yapmaları gerekenleri düzenlemektedir.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu,
gerçek ve tüzel kişilere verilerin korunmasına yönelik
bazı sorumluluklar yüklemiştir. Kişisel verilerin
işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt
sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden
sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiler bu Kanun
kapsamında “veri sorumlusu” olarak
tanımlanmaktadır (KVKK m. 3). Herkes, veri
sorumlusuna başvuru yaparak kendisi ile ilgili veri
kaydı olup olmadığını var ise neler olduğunu ve ne
amaçla kullanıldıklarını öğrenme hakkına sahiptir. Bir
başka ifade ile gerçek ya da tüzel kişiler, ilgili kişileri
aydınlatma yükümlülüğü altındadır. Veri sorumlusu
ayrıca kendi sorumluluğu altındaki verilere hukuka
aykırı olarak erişimi ve bu verilerin hukuka aykırı
olarak işlenmesini önlemek zorundadır. Veri
sorumlusu, kendi kurum ve kuruluşunda, KVKK
hükümlerini sağlamak amacıyla gerekli denetimleri
yapmak veya yaptırmak zorundadır. Veri
sorumluları, kişisel verilere yönelik gelen talepleri en
geç otuz gün içerisinde yazılı ya da elektronik
ortamda ilgili kişiye bildirir (KVKK m. 13).</p>
      <p>KVKK’ya uyum sürecinde ister kamu kurum ve
kuruluşları olsun isterse özel sektör kuruluşları olsun
kişisel verilerin korunması kapsamında ilk yapılması
gereken tutulmakta olan kişisel verilere ait bir "veri
envanteri” hazırlamak olmalıdır. Bu envanter
içerisinde;


</p>
    </sec>
    <sec id="sec-2">
      <title>Kişisel verilerin işlenme amacı,</title>
      <p>Verilerin kategorisi,
Verilerin aktarıldığı gerçek ya da tüzel kişi
kategorisi,
 Kişisel verinin an fazla ne kadar süre
saklanacağı,
 Hangi verilerin yurtdışına aktarıldığı,
 Veri güvenliği için hangi yöntem ve
tedbirlerin alındığı,
açıklanmalıdır[18].</p>
      <p>KVKK ile kişisel verilerin işlenmesinde başta özel
hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve
özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen
gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları
usul ve esasları düzenlemektir. Kanunun kapsamının
anlatıldığı 2. Maddesinden sözü edilen kişisel
verilerin, gerçek kişilere ait olan veriler olduğu
anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle Kanun ile sadece
gerçek kişilerin verilerinin koruma altına alınacağı
görülmektedir. Ancak TMK’nın, başlı başına bir
varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi topluluğu olarak
tanımladığı tüzel kişilere ait verilerde bir gerçek kişiyi
ifade edebilir ve bu durumda KVKK kapsamında
değerlendirilebilir [6:91].</p>
      <p>Kişisel veriler sadece bireyin adı, soyadı, doğum
tarihi ve doğum yeri gibi kişinin kesin teşhisini
sağlayan bilgiler değil, aynı zamanda kişinin akli,
psikolojik, fiziki, kültürel, ekonomik, sosyal ve sair
özelliklerine ilişkin verilerdir. Kişinin belirli veya
belirlenebilir olması, mevcut verilerin herhangi bir
şekilde bir gerçek kişiyle ilişkilendirilmesi suretiyle, o
kişinin tanımlanabilir hale getirilmesini ifade eder.
Bir başka deyişle eldeki bilgi kişiyi belirlemede yeterli
oluyor ise bu bilgiler kişisel veridir [7:1095].
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, bu
korumaya yönelik kişilere bazı başvuru yollarını
açmıştır. Şöyle ki; herkes, veri sorumlusuna
başvurarak kendisiyle ilgili;








</p>
    </sec>
    <sec id="sec-3">
      <title>Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme,</title>
      <p>Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi
talep etme,
Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların
amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını
öğrenme,
Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin
aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş
olması hâlinde bunların düzeltilmesini
isteme,
Kişisel verilerin silinmesini veya yok
edilmesini isteme,
Kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere
bildirilmesini isteme,
İşlenen verilerin münhasıran otomatik
sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi
suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir
sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak
işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde
zararın giderilmesini talep etme, haklarına
sahiptir.
3. KİŞİSEL VERİLERİN TÜRK CEZA KANUNU (TCK)
KAPSAMINDA KORUNMASI
Çağımızda kişilerle ilgili kayıtların bilgisayar
ortamlarına geçirilip muhafaza edilmesi
uygulamasına bazı kurum ve kuruluşlar tarafından
başvurulmaktadır; hastanelerde hastalara, sigorta
şirketlerinde sigortalılara, bankaların ve kredili alış
veriş yapılan mağazaların müşterilerine ilişkin
kayıtlar, böylece tutulmaktadır. Bu bilgilerin amaçları
dışında kullanılmasından veya herhangi bir şekilde
üçüncü şahısların eline geçerek hukuka aykırı olarak
yararlanılmasından dolayı hakkında bilgi toplanan
kişiler büyük zararlara uğrayabilmektedirler. Bu
bakımdan, kişilerle ilgili bilgilerin hukuka aykırı
olarak kayda alınması suç olarak tanımlanmıştır.
Kişisel verilerin korunmasının temel amacı, kişinin
özel hayatının gizliliğini güvence almak suretiyle
kişiyi korumaktır [Yargıtay HGK, 16.06.2015,
2014/456 E., 2015/1679 K.579.].
6698 sayılı KVKK’nın beşinci bölümünde “Suçlar ve
Kabahatler” hükme bağlanarak Türk Ceza Kanunu’na
gönderme yapılmıştır. Buna göre; Kişisel verilere
ilişkin suçlar bakımından 5237 sayılı Türk Ceza
Kanununun 135 ila 140. madde hükümleri
uygulanacaktır. KVKK’nın 7. maddesi hükmüne aykırı
olarak; kişisel verileri silmeyen veya anonim hâle
getirmeyenler 5237 sayılı Kanunun 138. maddesinde
yer alan “Verileri Yok Etmeme” suçu ile
cezalandırılacaktır.</p>
      <p>
        KVKK’nın gönderme yaptığı TCK ‘da bu konuda yer
alan madde kapsamına (m. 135) göre;
(
        <xref ref-type="bibr" rid="ref1">1</xref>
        ) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden
kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(
        <xref ref-type="bibr" rid="ref2">2</xref>
        ) Kişisel verilerin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini
görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak
ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık
durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin
olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek
ceza yarı oranında artırılır.
      </p>
      <p>Yukarıdaki madde kapsamından görüleceği gibi,
“kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki
kökenlerine” ait bilgilerin kayıt altına alınması
hukuka uygunluk sebeplerinden
faydalanamamaktadır. Yani bu tür bilgilerin kaydı
her durumda hukuka aykırı olacağı yorumu
yapılabilir [8:288].
Öte yandan kişisel verilerin bilişim ortamlarına ya da
kâğıt üzerine kayıt edilmeleri arasında fark
bulunmamaktadır[8:289].</p>
      <p>Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun işlenebilmesi
için fail tarafından yapılan bir eylemin olması ve bu
eylem sonucunda da bir kişisel verinin kaydı gerekir.
Kayıt altına alınan verilerin sonradan hiç
kullanılmadan yok edilmesi ya da işe yaramaz olarak
nitelendirilmesi suçun işlenmiş olduğu gerçeğini
ortadan kaldırmaz [9:96].</p>
      <p>TCK m. 135’de bahsi geçen kişisel verinin kaydı, sabit
disk, flash bellek ve benzeri donanımlar içerisine
yapılabileceği gibi bir kağıt deftere de yapılabilir. Öte
yandan kişisel verinin öğrenilmesi ancak kaydının
yapılmadan hafızada tutulması, başka bir üçüncü
kişiye anlatılması bir kaydetme işlemi değildir
[10:132]. Bu eylem TCK m.135 yerine özel hayatın
gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilecektir
[11:136].</p>
      <p>Kişisel verilerin kayıt edilmesi suçunun oluşması için
herhangi bir süre söz konusu değildir. Verinin ne
kadar kayıt altında tutulacağı ya da kaydın devam
edip etmeyeceği gibi süreler suçun oluşması için
aranan bir unsur değildir. Öte yandan kayıt edilen
veri nedeniyle mağdurun bir zarara uğrayıp
uğramayacağı önemli değildir [10:133].</p>
      <p>Kişiye ait verilerin, “ileride bir gün işimize yarar”
mantığı ile kayıt altına alınması [8:198] ve
arşivlenmesi o kişinin hem maddi hem de manevi
bütünlüğünün ihlali anlamını taşır [4:132]. Bu ihlalin,
KVKK m.7’ye göre çözüme kavuşabileceğini
düşünmekteyiz. Şöyle ki; gerek KVKK gerekse
diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş
olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin
ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler resen veya
ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından
silinecek, yok edilecek veya anonim hâle
getirilecektir.
Öte yandan kişisel veri kayıtlarının bir amaç için
yapılacağı tartışmasız olup bu amaca paralel olarak
kaydın sınırlarının ne olacağı, herhangi bir ihlalin
doğmaması için önemlidir. Örneğin, bir otobüs
firmasına ait ofisin güvenliği için konulan güvenlik
kameralarının ofis dışına taşarak karşı kaldırımdan
da görüntü alması başlangıçta belirlenen amacın
dışına çıkılması yani fazla veri kaydı yapması
anlamındadır [4:133].
İstatistik amacı ile bir ürünün kaş kişi tarafından
kullanıldığı konulu bir araştırmada ürünü
kullananların kim olduğu ve hangi işlerle meşgul
oldukları gibi verileri de toplamaya çalışmak veri
toplama amacının dışına çıkılması anlamındadır
[12:112].</p>
      <p>Kişisel verinin kayıt altına alınmasının hukuka
uygunluk sebeplerinden biri de bir başka kanun
hükmünün yerine getiriliyor olmasıdır. Örneğin,
CMK’ ya göre hakim, mahkeme veya gecikmesinde
sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının
kararı ile şüpheli ya da sanığa ait fotoğraf, parmak ve
avuç içi izi, beden ölçüleri, sesi ve görüntüsü kayda
alınarak soruşturma ve kovuşturmasına ait olan
dosyasına konulabilir. Öte yandan sanık ya da
şüpheli hakkında beraat ya da ceza verilmesine yer
olmadığına dair kararlar verilmesi ve bu kararların
kesinleşmesinin ardından yukarıda belirtmiş
olduğumuz kayıtlar Cumhuriyet savcısının huzurunda
[14:135] yok edilir [4:228]. Kayıtların silinmemesi
durumunda ise “verileri yok etmeme suçu”
oluşacaktır [13:182].</p>
      <p>Sosyal medya hesabından kişisel verilerini paylaşan
kişi verisini artık aleni hale getirmiştir. Başkası
tarafından bu verinin kayıt edilmesine artık rıza
göstermiş sayılır. Böylece kişisel verilerin
kaydedilmesi suçu bir hukuka uygunluk sebebinden
yararlanır ve suç oluşmaz [10:147]. Sosyal medya
hesabında kendi grubu içerisinde kişisel verisini
paylaşan kişinin bu eylemi karşısında verinin aleniyet
özelliği kazanmadığı, belli bir kişi topluluğu ile
paylaşıldığı düşüncesinde olan görüşlerde
bulunmaktadır. Ancak biz bu görüşe
katılmamaktayız. İnternet ortamı, 5651 sayılı
Kanunda belirsiz sayıda kişinin yer aldığı bir ortam
olarak tanımlandığı gibi emsal Yargıtay kararlarında
da bu tanım desteklenmektedir. Emsal kararda
Yargıtay; “Müştekilerin sanığın takipçisi olmadıkları
halde sanık tarafından yazılan yazıları öğrenip
şikayette bulunmalarını, twitter üzerinden yapılan
yayınların aleni olmasından kaynaklandığına vurgu
yaparak hüküm kurmuştur” [Yargıtay 8. CD,
12.10.2015 tarih, 2014/35434 E., 2015/22535 K.]. O
halde Facebook ve Twitter gibi sosyal medya
hesabından kişisel verisini paylaşan kişi bu verisini
kamuoyuna açıklamıştır. Bu verinin mülkiyet hakları
saklı kalmak kaydıyla işlenmesine rıza göstermiş
sayılmalıdır.
Özel hayatın gizliliği noktasında kamusal alan
kavramı önemli bir yere sahiptir. Kamusal alanda
bulunan bir kişi, bu alana gitmekle zaten
etrafındakiler tarafından görülür olacağını önceden
kabullenmiştir. Ancak bu kabullenme bir başka
deyişle rıza, kendisinin bir kayıt aracı ile izlenmesi,
görüntülerinin ya da sesinin kayıt altına alınarak her
zaman için kullanılabilir konuma getirilmesine
göstereceği bir rıza değildir. Kişi kamusal alanda
sadece o anda orada bulunanlar tarafından
görülebilecekken yapılan bu kayıt ile olayın boyutları
genişleyecektir. O halde kamusal alan dahi olsa
herhangi bir hukuka uygunluk nedeni yok iken
kişinin kayıt altına alınması TCK m. 135'te belirtilen
kişisel verilerin kayıt edilmesi suçunun oluşmasına
neden olacaktır [9:103].</p>
      <p>TCK m.136’ya göre ise; Kişisel verileri, hukuka aykırı
olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren
kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.</p>
      <p>Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak açıklanması ile
bireyin özel hayatına müdahale olduğundan korunan
hukuki yarar özel hayat ve kişilik haklarıdır. Suçun
faili herkes olabilir. Örneğin Tıp Ceza Hukuku
açısından bakıldığında fail hekim, hemşire, hasta
bakacı, eczacı ve benzeri sağlık çalışanlarıdır [15:15].
Yukarıda yer alan suçların; bir kamu görevlisi
tarafından ve görevinin kendisine tanıdığı yetkiyi
kötüye kullanarak işlenmesi, belli bir meslek ve
sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanarak işlenmesi
halinde suç nitelikli hal kazanacağından dolayı
verilecek cezalar yarı oranında artırılır. Kişilerin
sosyal medya paylaşımlarından ya da web
sitelerinde kendileri ile ilgili yayınladıkları verilerin
başka kişiler tarafından oradan alınması durumu,
veriler üzerindeki tasarruf hakları saklı kalmak
kaydıyla veriyi ele geçirme eylemine bir suç niteliği
kazandırmaz [9:135].</p>
      <p>Yargıtay, telefon arama kaydı dökümlerinin ele
geçirilerek diğer şahıslara gönderilmesi olayında,
dökümlerde konuşma ve mesaj içeriklerinin yer
almaması nedeniyle işlenen suçun özel hayatın
gizliliğini ihlal değil kişisel verileri verme veya ele
geçirme suçu olduğuna hükmetmiştir. Kararda
özetle; “Katılan ve tanık beyanları dikkate
alındığında, mahkemece sanığın eyleminin sabit
görülmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ancak;
sanığın, katılan ve dava dışı eski eşi Ş. arasında
gerçekleşen arama kaydı dökümlerini katılanın
akrabalarına göndermesi eyleminde, arama kaydı
dökümlerini, katılanın ve dava dışı Ş’nin yaptıkları
aramalarla kendilerini arayan numaralara ilişkin
tarih, saat ve süre bilgilerini içermesi ve bu iki kişi
arasında gerçekleşen konuşma veya mesajlaşma
içeriklerine ilişkin bilgi bulunmaması karşısında,
sanığın eyleminin haberleşmenin gizliliğini ihlal
suçunu değil, verileri hukuka aykırı olarak verme
veya ele geçirme suçunu oluşturduğu gözetilmeden
suçun vasfında yanılgıya düşülerek karar verilmesi
isabetsizdir” ifadelerine yer verilmiştir [Yargıtay 12.
CD, 16.02.2015, 2014/22994 E., 2015/2630 K.].
Kişinin resmini kişisel veri olarak kabul eden
Yargıtay, bu resmi herhangi bir hukuka uygunluk
sebebi olmadan N. E. Adlı Facebook hesabından
başkalarının görgüsüne sunan sanığın bu eyleminin
genel kastla işlenen verileri hukuka aykırı olarak
verme veya ele geçirme suçu olduğuna hükmetmiştir
[Yargıtay 12. CD, 12.4.2017 tarih, 2015/13248 E.,
2017/3108 K.].</p>
      <p>Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nun 5.
maddesine göre sisteme kayıt edilmiş olan parmak
izi ve fotoğraf, kişinin ölümünden itibaren 10 yıl ve
her halde kayıt tarihinden itibaren 80 yıl geçtiğinde
silinir [14:135].</p>
      <p>Bir işçinin, ayrıldığı işverenine başvurarak kendisi
hakkında çalıştığı süre zarfında tutulmuş olan
verilerin, mevzuatın belirlediği zorunlu sürelerin
bitiminden itibaren yok edilmesini talep etme hakkı
vardır [4:132]. İşinden ayrılarak yeni bir iş başvurusu
yapan işçinin eski işyerinde tutulan kişisel verileri,
işçinin rızası olmadan yani eski işyerini referans
olarak belirtmeden yeni başvurduğu işyeri ile
paylaşılamaz [8:285].</p>
      <p>Eser niteliği olmasa bile mektup, hatıra ve günlük
gibi özel yazılar ancak sahibinin izni ile
yayımlanabilir. Aksi durumda kişilik haklarının ihlali
ve kişisel verilerin ifşası sebep olarak gösterilerek
TCK m. 132 ve m. 133 hükümleri uygulanacaktır
[16:127].</p>
      <p>Yargıtay bir kararında, mağdur tarafından daha önce
internette yayımlanan ve mağdurun günlük
kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdiği resmi,
mağdurun başkalarının görmesini ve bilmesini
istemeyeceği özel yaşam alanına dair bir görüntü
olarak kabul edilemeyeceğinden, mağdurun kişisel
veri niteliğindeki resmini, hukuka uygunluk
nedenlerinin bulunmaması sebebiyle hukuka aykırı
olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle sahte
Facebook hesabı üzerinden yayımlayan sanığın
eylemini, TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında
tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya
ele geçirme suçu olarak değerlendirmiştir (Yargıtay
12. CD, 1.2.2017 tarih, 2015/11112 E., 2017/637 K. –
Kazancı İçtihat Bilgi Bankası).</p>
      <p>Kişisel verilerin korunması zamanla bireyin
unutulmayı isteme talebini de sağlayacaktır. Bilgi ve
iletişim teknolojisindeki gelişmeler karşısında kişinin
yıllar önce yaşadığı bir olay internet arşivlerinde
durmaya devam edebilmektedir. İnternet ortamı ile
kişinin unutulmayı isteme hakkı ortadan
kalkmaktadır [17:162]. Unutulma hakkı ile kişi;
hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir sebep
bulunmadığı sürece internet ya da diğer ortamlarda
yer alan geçmişte yaşamış olduğu olumsuz olayların
zamanla unutulmasını, kişisel verilerinin başkaları
tarafından bilinmemesi için kayıtlardan silinmesini
ve artık kitle iletişim araçları ile yayılmasının
engellenmesini isteyebilir [Yargıtay HGK, 17.06.2015,
2014/4-56 E., 2015/1679 K.]
Gerek unutulma hakkı gerekse kişisel verilerin
korunması hakkının temelinde kişinin kişisel verileri
üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesi, geçmişe
takılıp kalmadan ileriye yönelik plan yapabilmesi,
kişisel verilerin kendisi aleyhine kullanılmasının
önlenmesi yer almaktadır.</p>
      <p>Unutulma hakkına ilişkin Yargıtay Hukuk Genel
Kurulu emsal kararında şu ifadelere yer vermiştir;
“Unutulma hakkı tanımlarına bakıldığında her ne
kadar dijital veriler için düzenlenmiş ise de, bu hakkın
özellikleri ve bu hakkın insan haklarıyla arasındaki
ilişkisi dikkate alındığında; yalnızca dijital ortamdaki
kişisel veriler için değil, kamunun kolayca
ulaşabileceği yerde tutulan kişisel verilere yönelik
olarak da kabul edilmesi gerektiği açıktır. Davacı,
geçmişte yaşadığı kötü bir olayın toplum
hafızasından silinmesini istemektedir. Unutulma
hakkı ile geçmişindeki yaşanan talihsiz bir olayın
unutularak geleceğini serbestçe şekillendirmek, diğer
bir deyişle hayatında, yeni bir sayfa açma olanağı
istemektedir. Kaldı ki, davacı da yargılama sırasında
verdiği dilekçelerinde bu istem üzerinde ısrarla
durmuştur. Davacı unutulma hakkı ile özel hayatına
ilişkin kişisel verilerinin üçüncü kişiler tarafından
bilinmemesini, aradan geçen süre nedeniyle toplum
hafızasından silinmesini istemektedir” (Yargıtay HGK,
17.06.2015 tarih, 2014/4-56 E., 2015/1679 K.
Kazancı İçtihat Bilgi Bankası).</p>
      <p>TCK’nın 138. maddesine göre; kanunların belirlediği
sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem
içinde yok etmekle yükümlü olanlara görevlerini
yerine getirmediklerinde bir yıldan iki yıla kadar
hapis cezası verilmektedir. Verilerin yok edilmesine
yönelik 6698 sayılı KVKK’ya dayanılarak “Kişisel
Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi Veya Anonim Hale
Getirilmesi Hakkında Yönetmelik” çıkarılmıştır
[Resmi Gazete Tarihi: 28.10.2017 Resmi Gazete
Sayısı: 30224]. TCK kapsamında herhangi bir
kanunun emrettiği sürelere göre verilerin yok
edilmesi hükme bağlanmış olmasına karşın bu yeni
Yönetmeliğe göre kurum ve özel işletmelerin veri
saklama ve imha (silme, yok etme, anonim hale
getirme) politikaları oluşturması gerekecektir. Bir
başka ifade ile veri sorumluları, işledikleri kişisel
verilerin kayıt edilme sebepleri ortadan kalktığında
silinmesi ve yok edilmesi ile ilgili yeni yaklaşımlar ve
araçlar tanımlamak zorundadır.</p>
      <p>Bu yeni yaklaşım; silme, yok etme ve anonim hale
getirmeyi içerecektir. Uygulamada ise araç olarak;
veri saklama ve imha politikasının tanımlanması ile
verilerin saklanma sürelerinin tespiti kullanılacaktır.
Bu işlemlerin doğal sonucu olarak veri sorumlusu,
kişisel verilerin imhasına yönelik periyodik bir imha –
takvimi belirleyecektir. Yönetmelik en fazla altı aylık
süreyi öngördüğünden bu periyot yılda en az iki
olacaktır. Örneğin, işletmesine ziyaretçi olarak gelen
ya da iş başvurusu yapan kişilerin verilerini kayıt
eden veri sorumlusu bu verileri ne zaman yok
edeceğini belirleyecektir.</p>
      <p>Veri imha politikası oluşturulurken özel kanunlardan
kaynaklanan veri yok etme süreleri öncelikli
olacaktır. Örneğin 5651 sayılı İnternet Kanunu’na
göre yer sağlayıcı işletme, yer sağladığı hizmetlere
ilişkin trafik bilgilerini bir yıldan az ve iki yıldan fazla
olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre
kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu,
bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla yükümlüdür. O
halde yer sağlayıcılık hizmeti veren bu işletmenin
veri imha politikasında 5651 sayılı Kanun belirleyici
olacaktır.
4.SONUÇ
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişim, veri
toplama ve bunları otomatik işleme tabi tutma
kapasitesini artırmıştır. Öte yandan ticari hayatta da
kişisel veriler önemli bir konuma gelmiştir. Bu
değişimler bireyin özel hayat mahremiyetini
savunmasız hale getirmiş ve beraberinde kişisel
verilerin korunmasını zorunlu kılmıştır.
2010 yılındaki Anayasa değişikliği ile güvence altına
alınan kişisel veriler için Nisan 2016 tarihinde
yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu
(KVKK) kişisel veri tanımı yaparak bu konudaki
belirsizliği ortadan kaldırmıştır.
6698 sayılı KVKK ile Türkiye, kişisel veri güvenliği ve
bunun doğal bir sonucu olarak da özel hayatın
gizliliğinin daha da güçlendiği güvenli bir ülke olma
yolunda önemli bir adım atmıştır.</p>
      <p>KVKK ile yeni bir Kurum ve Kurul idari yapı içerisinde
yerini alarak kamu, özel sektör ve gerçek kişilerin
veri işlemelerinden doğacak sorumluluklarını ortaya
koymuştur. KVKK’nın veri işleyen gerçek ve tüzel
kişiler için öngördüğü sorumluluklara bakıldığında
veri sorumlusu olarak adlandırılacak olan bu kişilerin
hem hukuk hem de bilişim yönünden hazırlıklı
olmalarının gerektiği ortaya çıkmaktadır.</p>
      <p>Veri sorumluları, tüm iş süreçlerini tanımlayacak ve
gereken prosedürler hazırlanacaktır. Bu prosedürler
içinde ne tür verilerin tutulduğu, kime ait verilerin
tutulduğu, ne kadar süre ile tutulduğu, veri
güvenliğinin nasıl sağlandığı ve verilerin kimlerle
paylaşıldığının açıklanması gerekecektir.</p>
      <p>KVKK ile tanımlanan işlemlerin detayları ve sahada
nasıl uygulama bulacağı; yine bu Kanuna dayanılarak
çıkarılmış olan Kişisel Verileri Koruma Kurulu Çalışma
Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik, Kişisel Verilerin
Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi
Hakkında Yönetmelik, Veri Sorumluları Sicili
Hakkında Yönetmelik (Taslak) ile ifade edilmektedir.
Gerek KVKK gerekse ikincil mevzuatın ortak amacı,
kişilerin özel hayatlarını ve haklarını güvence altına
almaktır. Böylece kişiler ayrımcılık tehlikesinden
uzaklaştırılacak, Türkiye kişisel veriler bakımından
güvenilir bir ülke haline gelecektir.</p>
      <p>Bu hedeflere ulaşabilmek için temelde yapılması
gereken faaliyet, kişisel veri kavramının anlatılması
ve gerekeli farkındalığın oluşturulmasıdır. 5018 sayılı
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi
kurumlarda tüm iş süreçlerinin tanımının yapılmış
olduğu iç kontrol sisteminin varlığı nedeni ile
KVKK’nın uygulanmaya başlandığı bu ilk dönemde
kamu kurumları daha avantajlı olacaktır.</p>
      <p>Verilerin
[18] Murat Volkan Dülger, Kişisel Verilerin Silinmesi,
Yok Edilmesi Veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında
Yönetmelik’in Getirdikleri Ve Dikkat Edilmesi
Gereken Hususlar
http://www.hukukihaber.net/kisisel-verilerinsilinmesi-yonetmeliginin-getirdikleri-ve-dikkatedilmesi-gereken-hususlar-makale,5502.html (E. T.
17.11.2017)
ÖZGEÇMİŞ – Ali Haydar DOĞU
İlk, orta ve lise eğitimini Trabzon’da tamamlamıştır.
Mühendislik ve Hukuk alanında yüksek lisans
derecelerine sahip olup
Karadeniz Teknik Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi İşletme Bölümünde
öğretim görevlisi olarak görev
yapmaktadır. KTÜ’de halen
değişik bölümlerde temel bilgi
teknolojileri, bilişim hukuku,
yönetim bilgi sistemleri, iletişim hukuku ve internet
hukuku derslerini vermektedir. Türkiye Bilişim
Derneği Ankara Şubesi üyesidir.</p>
    </sec>
  </body>
  <back>
    <ref-list>
      <ref id="ref1">
        <mixed-citation>
          [1]
          <string-name>
            <given-names>İbrahim</given-names>
            <surname>Korkmaz</surname>
          </string-name>
          ,
          <string-name>
            <surname>Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Hakkında Bir Değerlendirme</surname>
          </string-name>
          , Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Say:
          <fpage>124</fpage>
          ,
          <string-name>
            <surname>Ankara</surname>
          </string-name>
          <year>2016</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref2">
        <mixed-citation>
          [2]
          <string-name>
            <given-names>Furkan</given-names>
            <surname>Güven</surname>
          </string-name>
          <string-name>
            <given-names>TAŞTAN</given-names>
            ,
            <surname>Türk Sözleşme Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması</surname>
          </string-name>
          ,
          <year>İstanbul 2017</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref3">
        <mixed-citation>
          [3]
          <string-name>
            <given-names>Ali</given-names>
            <surname>Haydar</surname>
          </string-name>
          <string-name>
            <given-names>DOĞU</given-names>
            ,
            <surname>Bilişim</surname>
          </string-name>
          <string-name>
            <surname>Hukuku</surname>
          </string-name>
          ,
          <year>Bursa 2017</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref4">
        <mixed-citation>
          [4]
          <string-name>
            <given-names>Aydın</given-names>
            <surname>Akgül</surname>
          </string-name>
          ,
          <article-title>Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Işığında Kişisel Verilerin Korunması</article-title>
          ,
          <year>İstanbul 2014</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref5">
        <mixed-citation>
          [5]
          <string-name>
            <given-names>Leyla</given-names>
            <surname>Keser</surname>
          </string-name>
          <string-name>
            <given-names>Berber</given-names>
            ,
            <surname>Çevrimiçi Davranışsal Reklamcılık Uygulamaları Özelinde Kişisel Verilerin Korunması</surname>
          </string-name>
          ,
          <year>İstanbul 2014</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref6">
        <mixed-citation>
          [6]
          <string-name>
            <given-names>İbrahim</given-names>
            <surname>Korkmaz</surname>
          </string-name>
          ,
          <string-name>
            <surname>Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Hakkında Bir Değerlendirme</surname>
          </string-name>
          , Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Say:
          <fpage>124</fpage>
          ,
          <string-name>
            <surname>Ankara</surname>
          </string-name>
          <year>2016</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref7">
        <mixed-citation>
          [7]
          <string-name>
            <given-names>Doğan</given-names>
            <surname>Kılınç</surname>
          </string-name>
          ,
          <source>Anayasal Bir Hak Olarak Kişisel Verilerin Korunması</source>
          , Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Sayı:
          <volume>61</volume>
          (
          <issue>3</issue>
          ),
          <year>Ankara 2012</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref8">
        <mixed-citation>
          [8]
          <string-name>
            <given-names>Elif</given-names>
            <surname>Küzeci</surname>
          </string-name>
          , Kişisel Verilerin Korunması,
          <year>Ankara 2010</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref9">
        <mixed-citation>
          [9]
          <string-name>
            <given-names>Hale</given-names>
            <surname>Akdağ</surname>
          </string-name>
          ,
          <source>Türk Ceza Kanunu Kapsamında Kişisel Verilerin Korunması</source>
          ,
          <year>Ankara 2013</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref10">
        <mixed-citation>
          [10]
          <string-name>
            <given-names>Sedat</given-names>
            <surname>Erdem</surname>
          </string-name>
          <string-name>
            <surname>Aydın</surname>
          </string-name>
          , Kaydedilmesi Suçu,
          <year>İstanbul 2015</year>
          . Kişisel [11]
          <string-name>
            <surname>Batuhan</surname>
            <given-names>Aktaş</given-names>
          </string-name>
          , Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu,
          <year>İstanbul 2017</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref11">
        <mixed-citation>
          [12]
          <string-name>
            <surname>Saadet</surname>
            <given-names>Yüksel</given-names>
          </string-name>
          ,
          <string-name>
            <surname>Özel Yaşamın Bir Parçası Olarak Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Gizliliğine Önleyici Denetimle Müdahale</surname>
          </string-name>
          ,
          <year>İstanbul 2012</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref12">
        <mixed-citation>
          [13]
          <string-name>
            <surname>Bahri</surname>
            <given-names>Öztürk</given-names>
          </string-name>
          /Behiye Eker Kazancı/Sesim Soyer Güleç, Ceza Muhakemesi Hukukunda Koruma Tedbirleri,
          <year>İstanbul 2013</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
      <ref id="ref13">
        <mixed-citation>
          [14]
          <string-name>
            <surname>Yener</surname>
            <given-names>Ünver</given-names>
          </string-name>
          /Hakan Hakeri,
          <source>Ceza Muhakemesi Hukuku</source>
          ,
          <volume>9</volume>
          . Baskı, Ankara
          <year>2013</year>
          .
        </mixed-citation>
      </ref>
    </ref-list>
  </back>
</article>